"Biz ise, kıyamet gününe ait duyarlı teraziler koyarız da artık, hiçbir nefis hiçbir şeyle haksızlığa uğramaz. Bir hardal tanesi bile olsa ona (teraziye) getiririz. Hesap görücüler olarak Biz yeteriz." (Enbiya Suresi, 47)
İnsanlık tarihine bakıldığında pek çok insanın bir gün hesaba çekileceğini unutarak, bu önemli gerçekten gafil bir yaşam sürdürdükleri görülür. Yalnızca belli bir grup insan, yani Allah'a iman edenler, Rabbimiz'in gücünü ve kudretini takdir edebilmiş, bir gün mutlaka hesap günü ile karşılaşacaklarını bilerek ve kötü hesaptan korkarak hareket etmişlerdir. Müminlerin bu korkuları Kuran'da "...Rablerinden içleri saygı ile titrer, kötü hesaptan korkarlar." (Rad Suresi, 21) sözleriyle bildirilmektedir.
İman edenlerin Allah'tan korkan insanlar olmaları ve ahirette verecekleri hesabı düşünmeleri, onları her zaman güzel ahlaklı davranmaya teşvik etmektedir. Aynı zamanda Allah'ın rızasını kazanmak için ciddi bir gayret sarf etmeye ve sürekli olarak nefisleri ile hesaplaşmaya da yöneltmektedir.
İmam Rabbani bu konuyla ilgili olarak şöyle bir hatırlatmada bulunmuştur:
"Allah (o kişilerin) sırlarının (bilinmeyen yanlarının) kudsiyetini (bereketini, mübarekliğini) artırsın; meşayihten (alim kişilerden oluşan gruptan) bir cemaat, (topluluk) kendilerini hesaba çekme yolunu ihtiyar etmişlerdir (seçmişlerdir).
Amel defterlerini, her gece yatmadan evvel mutalaa ederler (gözden geçirirler). Hatta günlük sözlerini, hareketlerini, duruşlarını ve davranışlarını dahi gözden geçirirler.
Allah'ın huzuruna çıkarıldığımızda dünya hayatında geçirdiğimiz her anımızdan sorumlu tutulacağız. O halde İmam Rabbani'nin de tavsiye ettiği gibi, pişman olacağımız hareketleri yapmamak için, Allah Katındaki asıl hesabımızdan önce, sürekli olarak kendi nefsimizi hesaba çekmeliyiz. Ancak bu şekilde Allah'ın Katında pişmanlık duymayacağımız bir ahlaka erişebilir, hesap gününde kolaylıkla hesabını verebileceğimiz bir hayatı yaşayabiliriz.
Ayrıca unutmamalıyız ki, Allah insanın hayatında kendi kendisiyle hesaplaşabilmesi için bir kolaylık olarak vicdanı yaratmıştır. Böylelikle yaşı ve bulunduğu ortam ne olursa olsun her insan yaptığı tavrın, söylediği sözün, aklından geçirdiği fikrin doğru mu yanlış mı olduğunu vicdanı sayesinde rahatlıkla anlayabilmektedir. Vicdanını dinleyen her insan hatalı yönlerini, yapması ya da sakınması gereken tavırları, ve hatta daha nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiğini çok iyi görebilir.
"Ey iman edenler, Allah'tan korkun. Herkes yarın için neyi takdim ettiğine baksın. Allah'tan korkun. Hiç şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (Haşr Suresi, 18)
Müminlerin Yüz İfadeleri
"Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır." (Yunus Suresi, 26)
İman Etmeyenlerin yüz İfadeleri
"...Bunları bir zillet sarıp kaplar. Onları Allah'tan (kurtaracak) hiçbir koruyucu yok. Onların yüzleri, sanki bir karanlık gecenin parçalarına bürünmüş gibidir. İşte bunlar ateşin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır." (Yunus Suresi, 27)
Müminler Kolay Bir Hesaba Çekilirler
Müminler dünyadaki yaşamlarını, kendilerini yaratan ve doğruya yönelten Rabbimiz'in istediği şekilde sürdürmüşlerdir. Allah pek çok ayette iman edip salih amellerde bulunanların, günahlarını da iyiliklere çevirip bağışlayacağını bildirmiştir. İnşikak Suresi'nde müminler için oldukça kolay bir hesap olacağı bildirilir:
"Ey insan, gerçekten sen, hiç durmaksızın Rabbine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın; sonunda O'na varacaksın. Artık kimin kitabı sağ yanından verilirse, O, kolay bir hesap (sorgu) ile sorguya çekilecek ve kendi yakınlarına sevinç içinde dönmüş olacaktır." (İnşikak Suresi, 6-9)
İman Etmeyenleri Zor Bir Hesap Beklemektedir
Dünyadaki yaşamlarını Allah'ın gösterdiği yolu bırakarak, kendi istek ve tutkularına uyan ya da içinde bulundukları toplumun çarpık değer ve inançlarına göre yaşayan inkarcıların hesabı, bu tavırlarını değiştirmedikleri takdirde, çok zorlu olacaktır. Bunun en büyük sebebi, kendilerine dünyada Allah'ın varlığına dair hatırlatıcılar gelmesine rağmen Allah'ın sınırlarını korumamaları ve dünyaya tekrar gönderilseler de korumayacak olmalarıdır. Bu, Kuran ayetleri ile haber verilmiş kesin bir gerçektir:
"Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: "Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık. Hayır, önceden saklı tuttukları kendilerine açıklandı. Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile, kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir. Çünkü onlar, gerçekten inkarcıdırlar." (Enam Suresi, 27-28)